SOCIAL MEDIA

Love List

21 Mayıs 2015 Perşembe

Bugün Benim Doğum Günüm ...

doğumgünü ile ilgili görsel sonucu 
Benim hikâyem bundan yaklaşık bir buçuk sene önce başlıyor.
İtiraf etmek gerekirse bu tarihlerden önce bırakın bir blogger olmayı blog okuyucusu bile değildim.
Nasıl oldu bu süreç nasıl başladı tam olara hatırlamasam da merak ettiğim bir saç ürünün hakkında , (ki daha sonra blog açtığımda ağırlıklı olarak saç ürünleri hakkında yazmam benim konu ile ilgili olarak ne kadar meraklı olduğumun göstergesi olsa gerek), bilgi almak için ürünün adını google yazıp arattırdığım da çıkan listede ilk sırada bir blogun olması be benim bu blogun sayfasına gitmem bu güne kadar gelen hikâyenin başlangıcı oldu
Benim blog dünyası ile tanışmam böyle başladı ve devamı da hızla geldi.
Artık bir ürün almadan önce bloglar da bakıyor, bunlarla ilgili yorumları okuyor ona göre hareket ediyordum, hatta bazen yazılara yorumda yapıyor aktif bir katılımcı olma yollunda hızla ilerliyordum.
Böylece düzenli takip ettiğim birçok blog oldu.


Madem blogger olma hikâyemi sizlerle paylaşıyorum ikinci itirafımı da yeri gelmişken bir paylaşayım;
Bu süreçte takip ettiğim bloglara özenerek belki biraz da kıskanarak bakardım.
Hatta iş yerinde ki arkadaşım olan güle ( ki benim blog hayatımdaki yeri önemlidir, okumaya devam edin lütfen. );Bak ne güzel bir blog, ne güzel yazmış, ay blog ismi ne şeker insanların aklına nerden geliyor bu isimler diye konu ile ilgili bitmez tükenmez  yorumlarla kafasını hemen hemen hergün şişiriyordum.
Bloglarda ki bu serüvenimin 2-3 ay sonrasında aramızda şu diyologlar geçmeye başladı;
 
Gül, bende bir blog mu açsam?
Yapabilir miyim?
Denesem ne zararı olur ki…
Ama nasıl açılıyor?
Para vb lazım mı?
Artık yavaş yavaş bir blogger olma yolluna girmiştim…
Hadi bir itiraf daha:  bir blog nasıl açılır konusunda en ufak bir fikrim dahi yoktu. Ama blog açmaya niyetleniyordum!
Tipik bir Dilek davranışı deyip geçelim…
İşte bu süreçte burada anmam gereken biri daha var.
O dönem bizim şirkette bulunan stajyerimiz. Stajyerimiz muhasebe bölümünde olmasına karşın bilgisayar konusunda oldukça yetenekli hatta yapması gerekli olan normal muhasebe işlerinden daha ilgiliydi. Bunun da tipik Cihan davranışı olduğunu zamanla anlamıştım.
Benim Gül ile konuşmalarımızı duyunca;
Dilek Abla merak etme ben sana yardımcı olurum. Hallederiz. Öncelikle googleden bir hesap alman lazım dedi.
Artık o da bu sürecin bir parçasıydı. Ki teknik konularda bana yardımcı olmasını hiçbir zaman unutmayacağım . İş yerinde benim ona taktığım lakap Blogumun Bilgi İşlem Müdürü idi.
Ve böylece ilk blogumu açtım, dikkat ederseniz ilk blogum diyorum çünkü Soslu Badem benim ilk blogum değil, macera daha önce başka bir blog ile başlamıştı benim için.
Ama bu konudaki acemliğimden ilk blogumu açarken  acarken bir çok hatalar yapmışım. İlki ismi çok uzun ve yazımı zorlu acemibircadıolmasamdaacemibirbloggerim diye blog ismi olur mu demeyin, oldu! Hesapları yani facebbok , twitter, instegram , mail ( kendi özel mailimin üstünden bu blogu açmıştım) almamıştım.Ve bunun gibi birçok acemice hatalar yüzünden kötü bir başlangıç olmuştu benim için.Buna rağmen bu blogda birkaç yazı yayınlamıştım, hatta altı tane de takipçim bile vardı.
Yaptığım hataları anlayınca ve mevcut olan blogda bu hatalarımın da giderilemeyeceğini fark edince yeni bir blog açmaya karar verdim, hatalarımdan ders almış bir şekilde.
Yeni blogumun ismi ne olacaktı? ,işte benim en zorlandığım konu bu oldu ikinci blog denememde.
Aklıma gelen, hoşuma giden bütün isimler alınmıştı.
Ben bunu düşünürken bu yolda destekçim olan yol arkadaşım,( bu yol arkadaşlığı biraz silah zoru ile olsa da, kızın kafasının etini yedim resmen, kendisi benim blog hikâyemi yazsa çok farklı bir hikâye çıkabilir ortaya …),Gül girdi devreye. Nasıl mı?
Bunların yaşandığı zaman yaz yeni yeni başlamış ve biz iş yerinde dondurma sezonunu açmıştık.O gün neli dondurma alsak diye konuşurken , internette ünlü bir pastanenin dondurma menülerine bakıyorduk ve işte…Soslu bademli dondurma !
Gül bana imalı imalı bakmaya başladı ve blog ismin bu olsun mu? Bence çok şeker demesi ile uzun zamandır kafamı meşgul eden sorun çözülmüş oldu. Nedendir bilmem bu ismi içime çok sinmişti ve daha sonrada aldığım bu karardan dolayı hiç pişmanlık duymadım.
İşte gülün benim blog tarihimde ki önemi budur kendisi bana karşı gösterdiği sabrın ve ilginin yanında blogumun isim annesidir.
Stajyerimiz cihana, bilgi işlem müdürüme yani, ismimizi belirledik hadi maili alalım, hesapları açalım dememle soslu bademin hikâyesi resmen başlamış oldu.
Çeşitli teknik işlemlerden sonra, ilkyazımı bugün 21 Mayısta yayınlayarak blogger sahnesine tekrardan, daha bilinçli bir şekilde, ama aynı amatör heyecanla çıktım.
Bu yeni blogumda ilk üye ve ilk yorum hikâyemi de paylaşmak isterim, sizi neşelendireceğini umarak.
Bu yeni blogumun ilk üyesi benim üniversiteden arkadaşım olan Ferhan’dı, nasıl üye olduğunu anlatmasam daha iyi ama madem bu hikâyeyi tüm hatalarım ile anlatıyorum bundan da bahsetmesem olmaz. Blog açıp, yazımı yayınladığımda feroyu aradım ve blog açtım hemen üye ol yoksa seninle konuşmam dedim ve telefonu kapattım. İşte ilk üyem bu şekilde oldu.
Tabii duygu sömürüsüne devam edip Gülle ilk üyem olmadın, senden bunu hiççç beklemezdim bari ilk yorumu sen yaz, Hiç utanmıyorsun, arkadaşın blog açtı desteğin bu mu? Dedim. İlk yorum da bu şekilde olmuş oldu.
Ve bir itiraf daha, on üyem bu şekilde arkadaşlarım oldu, ama ondan sonrası su gibi aktı ve yollunu buldu.
Ve bu bir yılda;
Eskiden olsa asla inanmayacağım, internetten tanıştığın kişilerle dost olur mu? diyeceğim bir şekilde çok güzel dostlarım oldu.
Yazılar hazırladım; Bazen bir ürün tanıtım, Bazen bir Hayat tecrübemi paylaştım, Bazen, aklım kendime çok yeter sanki de, size akıl vermeye kalktım, Bazen de duygularımı, hisleri yazdım.
Yazılarıma yorumlar gelince sesimi duyan olduğunu anlayıp mutlu oldum.
Takip edenler ise …. Özellikle ilk başlarda bir yeni takipçim olduğunda  güllll biri beni takip etmişşşş !!! Diyerek şirkette az havalara uçamamıştım. ilk başlarda çok takipçisi olan sitelere bakıp, benimde bu kadar olacak mı, 100 kişinin beni takip ettiğini düşünemiyorum derken bugün 400 küsur takipçi benim hayalimden de öte…
Bu bir yılda birçok hediyeleşme etkinliğine katıldım, hatta kendim de bir hediyeleşme etkinliği düzenledim. Çok güzel hediyelerim geldi özellikle el yapımı olanlar benim için ayrı bir önemi oldu, odamın en güzel yerindeler. Umarım benim hediyelerimde makbule geçmiştir.
Çekilişlere katıldım, hatta şeytanın bacağını kırıp kazandığımda oldu.
Çekilişler düzenledim, hediye kazananların iyi günde kullandıklarını umarak.
Blog tanıtım etkinlilerine katıldım, birçok güzel blog keşfettim, bende düzenledim bloggerlerin birbiri tanımasına vesile olmak adına.
İşte benim blogumun hikâyesi, benim blogger olmayı hikâyem kısa böyle.
Ve günahı ve sevabı ile bir yıllı böyle geçirdim.
Bugün benim blogumun doğum günü.
Tabii ben bu yolda çok yeniyim ve tabiri yerinde ise daha yemem gereken bir fırın ekmek var.
Umarım bende bir gün, tıpkı benim özediğim bloglar gibi, birilerin de bana özenerek blog açmaya karar vermesine yol açan bir blogger olurum.
Ve nice yıllarımı sizlerle geçiririm.
Bu serüvenimde beni yalnız bırakmayan ve iyi ki blog açmışım dememi sağlayan sizlere tek tek teşekkürler.Bazen karanlığımda bana öğle mumlar yaktınız ki, benim için ne ifade etiğinizi bilmeden…
İki ki doğdun soslu badem…

7 yorum :

  1. Cok icten yazmissiniz ☺ blogunuzun dogum gunu kutlu olsun🎂🎂 daha nice guzel paylasimli bol takipcili yillariniz olsunn❤❤

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. amin hep beraber güzel paylaşımlar ile işallah :) sevgiler ...

      Sil
  2. Bloğun ve bloğum sayesinde tanıdım ve sevdim seni. Iyiki tanımışım. Nice güzel yaşlarını görelim bloğunun.Kucak dolusu sevgiler. ♡♡♡

    YanıtlayınSil
  3. İyi ki doğmuşsun Soslu Bademim. Bolca kalp yolluyorum sanaaaaaaa...

    YanıtlayınSil
  4. İyi ki doğdun soslu bademm :) Nice nice nice yıllaraa <3

    YanıtlayınSil