SOCIAL MEDIA

Love List

24 Kasım 2016 Perşembe

Kitap; Rüyanın Öte Yakası...



‘’ Her şey rüya görür. Şeklin, varlığın oyunları, madenin rüya görmesidir. Kayar kendi rüyalarını görür ve yeryüzü değişir… Ama zihin bilinçli hale geldiğinde, evrim ivme kazandığında, işte o zaman dikkatli olmamız gerekir. Dünyaya karşı özenli olmanız gerekir. Yolu yordamı öğrenmelisiniz. İşin püf noktalarını, sanatını, sınırlarını öğrenmelisiniz. Bilinçli bir zihin, bilerek ve özenle bütünün bir parçası olmalıdır_ tıpkı kayanın bilinçsiz olarak bütünün bir parçası olması gibi.’’

Herkes rüya görür. Peki ya bir gün rüyalarınız gerçek olsa? Hatta her rüyanızla gerçekliğin sürekli yeni baştan yaratsanız? Le Guin her zamanki usta anlatımı ve özgün bakış açısıyla bu soruya yanıt arıyor. Denklemin bir tarafında, gördüğü rüyalarla tüm insanlığın ve hatta evrenin kaderini değiştirmektedir gönülsüz bir kahraman, diğer tarafındaysa onun gücünü ‘’ faydalı işler ‘’ yapmak için kullanırken iktidar hırsına yenik düşen bir bilim adamı var. Gönülsüz kahraman omzundaki bu ağır yükten kurtulmak, herkes gibi dünyanın bir parçası olmak istiyor; bilim adamıysa bu olağanüstü yeteneği kullanıp daha iyi, daha ‘’ akılcı ‘’ bir dünyanın mimarı olmak.

Rüyanın Öteki Yakası, hayal gücünü kamçılayan olay örgüsü ve derin felsefi boyutuyla Le Guin severlerin ve fantastik edebiyat tutkunlarının kaçırılmaması gereken bir roman.

 Yine bir Le Guin Kitabı…
Yine nasıl okunup bittiği anlaşılmayan bir kitap…
Yine uykusun bir gece…
Ve yine bir pişmanlık; bu kitabı neden bu kadar geç okudum pişmanlığı…

 Le Guin kitaplarına olan ayrı bir düşkünlüğüm, hayranlığım vardır.
Yazarı geç keşfetmenin pişmanlığı yanında…
Bu kitapta aynı kaderi paylaştı benim kitap yolculuğumda.
İçindeki fantastik dünyada kaybolurken ben daha önce neden buralara gelmedim diye düşündüm.
Orr ile rüya görüp, Haber ile dünyayı şekillendirmeye çalışırken, gerçekliği değiştirmenin dünyayı daha iyi yer yapıp yapmayacağının yolculuğunda düşüncelere dalıp uzaylıların dünyayı işgaline şahit oldum.

Rüyalarında bayram edenler yasa uyanır.
Chuang Tzu

  Olay örgüsü ne kadar fantastik olsa da, aynı ölçü de içine çekiyor sizi. Ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. En azından bende öyle oldu. Ve her kitap severe rahatlıkla önerebileceğim bir roman sunuyor bize Le Guin.

Kitabın tanıtım yazısında yazılanlara tamamı ile katılıyorum. Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir roman bu.
Ve kitap sever herkesin kütüphanesinde bir Le Guin kitabı olmalı.

Eğer daha önce yazarın kitaplarından birini okumadıysanız belki bu kitap ile başlayabilirsiniz.
Rüyalarımızın örte yakasında görüşmek dileği ile
Sevgiler…





Devamını oku

16 Şubat 2016 Salı

Tibet’in Gençlik Pınarı İle Gençleşme Serüvenim…




Yeni yıl yeni kararlar ile başlar ya 1.Ocak günü, bende bu senenin ilk günü Tibetin Gençlik Pınarında ki hareketleri yapmaya başlayarak başladım yeni yıllın ilk sabahına. Ve bütün sene boyunca yapmak azmi ile.
Daha önce kitabın tanıtım yazısını iki ayrı blogda sizlerle paylaşmıştım, o sebeple burada tekrardan aynı yazıyı sizlerle paylaşmak istemiyorum. Burada kitaptan daha ziyade, kitapta denilenleri yapma deneyimi sizlerle paylaşmak ve en önemlisi sizinde yapmanızı sağlamak istiyorum. Ancak kitap tanıtımını da okumak isteyenler içinde yazımın en altında bu yazının linkini verdim.
Kitapta beş temel ayin var. Bunları detaylı bir şekilde, nefes alış verişleri ile birlikte kitapta anlatılıyor. O sebeple burada bu hareketleri anlatmayacağım. Zaten Deryanın Spor Günlüğünde de ki paylaşımda detaylı bilgi mevcut. Linki de aşağıda…

Ben daha önce düzenli olarak spor yaptığım için, en azından düzenli olarak her gün iki saat tempolu yürüdüğüm için, kitaptaki hareketler beni çok zorlamadı açıkçası.
İlk önceleri sabahları yaptım, ama daha sonra günlük telaşlarım dolayısı ile akşama kaydırdım bu çalışmalarımı. Ama mutlaka yaptım. Bu süre boyunca sadece dört gün (  ardı ardın değildi bu dört gün ) yamamazlık ettim. Ayinleri yapmam benim yaklaşık olarak 20 dakikamı alıyor. Yani yarım saat bile değil. Ne kaybederim diyerek başladım ve devam ettim bu serüvenime.
Çalışmaların fiziksel, duygusal ve zihinsel etkileri inanılmaz. Hakkımda çok daha iyi şeyler hissediyorum; çok daha canlı ve genel olarak daha hoşnuttum. Zihnim daha hızlı ve daha berrak. Fiziksel duruşum inanılmaz derecede iyileşti. Bu kitabı her yaştan her insan için hararetle tavsiye ederim.
-       Steven Hunt, Troy, Michigan
Kitabın girişinde, kitapta yazılanları uygulayınca olağanüstü etkileri olduğunu iddia eden okuyucu yorumları mevcuttu. Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu yazılanları biraz şüphe ile yaklaştım.  Hatta dudak bile büktüm. Ama şu an bunların doğru olabileceğine kesinlikle inanıyorum.
Beyaz saçlarım açık kahverengiye geri döndü. Tek bir beyaz saçım bile kalmadı. Bunun yanıtını bilemiyorum.
-Ellie Stevens, Okanogan, Washington
Örneğin ben kitaptaki hareketlere başlamam yaklaşık 1,5 ay oldu. Saçlarımı da boyayalı bayağı olmuştu. Yaklaşık 2.5 ay. Ve şu an hala dip boyası yaptırma ihtiyacı hissetmiyorum hala. E az bir ay daha saçımı boyamam her hal.
Ama en önemlisi kendimi müthiş genç ve dinamik hissediyorum. Bunu buradan tam olarak nasıl anlatırım bilmiyorum ama hakikatten kendimi çok zinde hissediyorum. Kilo vermeye başladım ama esas önemlisi sıkılaştım.
Ve çevremde herkese bu hareketleri tavsiye ediyorum artık. Ki daha çok kişi ile bu deneyimlerimi paylaşmak adına bu yazımı da sizlerle paylaştım.  Kitabı herkese şiddetle önersem de, otuz yaş üstü bayanlara özellikle öneriyorum. Geri giden şeyleri durdurup tekrardan gençleşmek için …
Yalnız şunu belirtmem lazım ki, kitaptaki ayinleri yaparken yediklerime içtiklerime de dikkat ettim. Kitapta da bahsedildiği gibi. Ama çok sıkı bir diyet filanda yapmadım. Sadece dikkat ettim o kadar.
Son söz olarak kitabı ben 11 Tl’ ye aldım. Yani pahalı bir kitap değil, tavsiyem kesinlikle bu kitabı alın ve lütfen ama lütfen hareketleri de yapın, en azından bir ay deneyin. Zaten bir ay boyunca hareketleri ( kitaptaki ismi ile ayinleri ) devamlı yaptıktan sonra zaten bırakamayacaksınız.  Buna kesinlikle inanıyorum.
Kelepir Kitap Blogumda ki kitap yanıtımı ve kitabın yorumu için tık tık
Deryanın Spor Günlüğü Blogunda ki kitabın yorumu ile birlikte kitaptaki hareketlerin anlatım yazısı için tık tık
Sevgiyle kalın…
 Eğer bu yazıdan sonra kitabı alır, hareketleri yaparsanız, deneyimlerinizi benimle paylaşır mısınız? Sizden gelen güzel haberler bu bloggeri çok mutlu eder çünkü…
Devamını oku

28 Eylül 2015 Pazartesi

28 Eylül, Benim İçin Yeni Bir Hikaye ;Kelepir Kitapçı…


Bugün, yani 28 Elülde,  çıktığım yeni bir yolu sizlerle paylaşmak istiyorum. 
Ben kendimi kitap kurdu olarak nitelendirmesem de çevrem beni bu şekilde adlandırmakta ısrar eder. Bana göre az okuyorum, çünkü okunacak o kadar kitap var ki, ne kadar okursam okuyayım okunacak kitap listemi azaltamıyorum. 
Ama onların benim gibi düşünmedikleri kesin. 
Blogger olma öykümü sizlerle daha önce paylaşmıştım. Burada bu öykümden bir bölümü tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum ki Kelepir Kitapcıya nasıl geldim daha iyi anlatabileyim. Blogger olmaya karar verdiğim günlerde benim üzerine en çok düşündüğüm konu hangi konuda yazacağı oldu. 
Kitaplara olan düşkünlüğüm, daha doğrusu aşkım da göz önüne aldığımda kitap blogu açmayı da ciddi ciddi düşündüm. 
Ancak blog açmamda ki amaçlarımdan birisi de biraz kafa dağıtmak, blog açtığım zamanlar pek kolay zamanlarım değildi, olduğu için kozmetik ve güzellik üzerine yazmaya ağırlık verdim. Kitap bloglarını sadece izleyip, yorum yapmakla yetindim. Ama içinde bir yerde hep bir kitap blogumun olmasını içten içe istedim. 
 İşte yaklaşık olarak altı aydır kitap blogu da mı açsam mı, iki blogu aynı anda yürütebilir miyim diye ciddi ciddi düşünürken buldum kendimi. Ve denemeye karar verdim. 
Şuna inanan biriyim, bundan yirmi sene sonra denediklerimi değil denemediklerimden pişman olacağım. Ve bu yazı yazıldığına göre anladınız gibi artık benimde okuduğum kitapları ve kitaplar hakkındaki naçizane görüşlerimi paylaşacağım bir blogum var. 

Burada özellikle belirtmek istediğim bir konu daha var, blog şablonunu, yerleşimini ben yaptım.Ki bir sene öncesine kadar benim için bunu yapmak hayal dahi edilemezdi. Tabii şablon tasarımını kendim yapmadım, hazır bir şablon kulandım şimdilik ama belki ileride kendi tasarımım olan bir şablon da olur. 
Kim bilir? Şablon tasarımı konusunda burada özellikle anmak istediğim bir blog var; koregünlüklerim blogu. 
Daha öncesinden de ilgiyle takip ettiğim bu blogda verilen blog tasarımı ile ilgili bilgileri ilk defa aktif olarak kullanmaya cesaret ederek kendi blogumu yaratama konusunda ilk adımımı attım. Kore Günlüklerime buradan tekrar tekrar teşekkür ederim. 
Paylaştığı bedava şablonlar sayesinde benimde blogumun çok güzel bir tasarımı oldu. 
Sizinde beğeneceğinizi umuyorum. Ve eğer sizde blog tasarımı gibi konularla ilgileniyorsanız bu blogu takip etmenizi öneririm.

Bendeki haberler bu şekilde. 
Yeni başladığım bu yolda beni yalnız bırakmayacağınızı umuyorum.
Sevgiler…
www.kelepirkitapci.blogspot.com.tr









Devamını oku

21 Ekim 2014 Salı